25 Ağustos 2011 Perşembe

UEFA'nın bir bildiğimi var?

Ertan Süzgün
http://twitter.com/#!/ertansuzgun


Son günlerde şike ve teşvik iddiaları spor kamuoyunu fazlasıyla meşgul ediyor. Türkiye Futbol Federasyonu, geçtiğimiz haftalarda mahkeme sonucunu bekleyip iddianamenin hazırlanma aşamasından sonra karar verebileceklerini belirtip, sadece şahıslar üzerinden yaptırıma gitmişti.

Elbet bu durumun Türkiye boyutunun kadar Avrupa ile de ilgisi bulunuyor. UEFA'nın şike ve teşvik konusunda ne kadar hassas ve öncelikli davrandığını iyi biliyoruz. Geçtiğimiz günlerde UEFA tarafından bilgi toplaması amacıyla İstanbul'a gönderilen Pierre Cornu, gerek Mehmet Ali Aydınlar gerekse savcı Mehmet Berk'le görüştükten sonra Cenevre'ye gidip, UEFA'ya son gelişmeleri aktarmıştı.

İlk önce şunu belirtmek gerekir ki Fenerbahçe'nin Avrupa'dan men cezası alması  Türkiye Futbol Federasyonu'nun tek başına alabileceği bir karar değildir. UEFA'nın bu konudaki düşüncesi oldukça net. Mahkeme sonrası suçluluk payı ispatlanırsa ve bu takımlar da Avrupa'da oynamaya devam etmişse Türkiye'nin gerek Milli gerekse ulusal takım bazında alacağı ceza daha büyük olacak.

Bu durumda TFF, önümüzdeki dönem adına Türk futbolunu düşündüğü için, riski göze alamayarak ''UEFA'nın'' baskısıyla Fenerbahçe'yi Avrupa Kupaları'ndan men etme cezası verdi.

Tabii bir de taraftarlık psikolojisinden kurtulup, olaya objektif olarak bakmak zorundayız. %1 ihtimal dahi olsa gereğinin yapılmasını emreden UEFA'nın Avrupa konusunda sadece Fenerbahçe'ye yaptırım uygulaması ne derece doğru tartışılır. Keza %1 ihtimal olmasaydı Trabzonspor başkanı Sadri Şener, tutuksuz yargılnıp, Avrupa'ya çıkma cezası almazdı. Bazı yöneticileri de tedbirsiz olarak Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilmezlerdi. Veya Beşiktaş'tan Serdar Adalı ve Tayfur Havutçu şuan cezaevinde tutuklu olmazlardı. Tabii bu örnekler UEFA'nın mantalitesine yönelik.

UEFA,  Fenerbahçe'nin şüpheli ünvanından dolayı Avrupa'ya katılmasını istemedi, onların aldığı kararla Fenerbahçe'yi şimdilik potansiyel suçlu takım olarak gördü. Fakat Trabzonspor ve Beşiktaş'ın Avrupa'ya gitmesi konusunda farklı uygulamaya neye dayanarak karar verdi? Ortada bir tutarsızlık söz konusu. Ya da UEFA, savcı Berk'le görüşüp belgeleri gördü bizden mi saklıyor?

Günün resmi


23 Ağustos 2011 Salı

Asıl küme düşen TFF oldu!

Ertan Süzgün



Sponsorluk anlaşmalarına bağlı olarak Spor Toto Süper Lig'in marka değerinin yükseldiği şu dönemde "Şike" iddiaları gündemi bomba gibi etkiledi. Spor basını olarak adeta şikeyle yatıp şikeyle kalkar duruma geldik.

Türkiye Futbol Federasyonu, sancılı süreç sonrasında geçen hafta yaptığı toplantı sonrasında Etik Kurulu’ndan alınan sonuçlar doğrultusunda  herhangi bir yaptırım uygulama adına ‘’Mahkeme kararını’’ bekleme kararı aldığını ifade etmişti.
Mehmet Ali Aydınlar yaptığı açıklamada üzerimizde baskı yok, son derece rahat bir şekilde karar aldık dese de bu durumun ne kadar doğru ve inandırıcı olduğu tartışılır.
Şike ve teşvik soruşturmasında adı geçen takımlardan Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi takımların küme düşürülmesi lig prestijini azaltacağı gibi, yayın gelirlerinde de ciddi anlamda bir düşüş yaşatacak. Tabii bir de reklam, sponsor, store ve tribün gelirlerini de hesaba katmak gerek.
Türkiye Futbol Federasyon’un bu durumları kesinlikle göz ardı edemediğini de söyleyebiliriz. Küreselleşen futbol dünyasında özellikle Türk futbolunun gerek takımlar gerekse şahıslar üzerinden getirisi hayli fazla. Olaya zincirli halkalar şeklinde bakarsak, herhangi bir halkanın kopması durumunda diğerlerinin de bu olaydan etkilenmemesi mümkün değil.
Savcı tarafından Futbol Federasyonu Etik Kurulu’na gönderilen 26 klasörlük dosyalarda şike ve teşviğe dayalı somut verilerin olmama ihtimali oldukça saçma geliyor. Olaya taraftar veya fanatiklik boyutunda bakmayı bırakalım. Peki ya hala yeterli olmadığı iddia edilen o dosyalar içerisinde ne vardı ?
Belki de Federasyon’a göre o dosyalarda çocuk filmleri, zayıflama teknikleri ve ev yemek tarifleri bulunuyordu…
Federasyon’un bazı durumlardan kaçıp, topu yargıya atma girişimi yetersiz bir durum oldu. Tabii ki böylesine hassas bir konuda atılacak adım ve verilecek karar çok ama çok önemli. Hata yapmama zorunluğunu olsa da Federasyon’un elini taşın altına koymak yerine, bizden çıksın da ne olursa olsun, sonrasına bakarız artık, tarzı yaklaşımı o koltukta oturan kişilere pek yakışmadı.
Alınan bu karar, şüphesiz her kesimi memnun edemez etmedi de. Ama Federasyonun gerek yaptığı açıklamalardaki mantalite ve inandırıcılık gerekse alınan kararlar daha sağlam adımlarla atılabilirdi.
Tabii bir de Avrupa’ya katılacak takımlar adına yaptıkları açıklamayı da unutmamak gerek! ‘’Kendinden şüphesi olan varsa Avrupa’ya katılmasın, biz o duruma karışmıyoruz’’… Avrupa’ya gidecek takımların Türkiye’de bağlı oldukları Federasyonun başkanı olduğunuzu unuttunuz sanırım!
Türkiye futbolunu yöneten kişiler bu süreci akıllıca yönetememeleriyle maalesef sınıfta kaldılar…

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Adam olacak çocuk!

İnceleme: Ertan Süzgün
 
Real Madrid'in genç takımında ortaya koyduğu performans ve attığı gollerle dikkatleri üzerine çeken Morata, forvette görev yapıyor. Oyun stili olarak Fernando Morientes'i andıran 18'lik genç golcü hava hakimiyetinde etkili, top tekniği yüksek, bileklerine hakim görüntüsüyle gelecek vaad ediyor.
 
Genç takımda ortaya koyduğu performansla Real Madrid'de teknik direktör Jose Mourinho'nun da dikkatini çekmeyi başaran Morata, La Liga'da ilk A takım formasını Real Zaragoza deplasmanında giymeyi başarmıştı. İspanya U19 Milli takımında da görev alan Morata, zaman zaman Mourinho tarafından oynatılmasa da ilk 18'e alınıyor.
 
Morata'nın sözleşmesinde 10 milyon sterlin karşılığında satın alma maddesi bulunuyor. Madrid temsilcisiyle 2013 yılına dek sözleşmesi bulunan Morata, geçtiğimiz haftalarda İspanya U19 Milli takımıyla Avrupa Şampiyonluğu yaşamıştı.
 
Şuan İspanya'da Real Betis'e kiralanıp pişmesi gündemde. İşte Morata;
 

Wenger onu Londra'ya çağırıyor

İngiltere Premier Lig temsilcilerinden Arsenal'de bu sezon sorunlar bitmek bilmedi.

Takımın belkemiği Cesc Fabregas'ın ayrılması, Samir Nasri'nin takımdan gitme arzusu ve Arshavin'in mutsuzluğu gerek taraftarların gerek menajer Arsene Wenger'in canını fazlasıyla sıkıyor.

İngiltere'de The People gazetesinin manşetten verdiği haberde Wenger'in Kaka'yo kadrosuna katmak istediği iddia edildi.

Real Madrid'de beklenen performansı gösteremeyen Brezilyalı yıldız için Arsenal'in hayli istekli olduğu, Kaka'nın yıllık 9 milyon Euro kazancında indirime gitmesiyle bu transferin gerçekleşeceği belirtildi.

Yebda imzalıyor!

İspanya La Liga'nın yeni takımlarından Granada, kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor.

Granada, geçen sezonu İtalya'da Napoli formasıyla kiralık olarak geçiren Cezayirli yıldız oyuncu Hasan Yebda ile anlaşmaya vardı.

Bonservisi Benfica'da bulunan 27 yaşındaki Yebda, gelecek sezona La Liga'da mücadele edecek. Tecrübeli oyuncunun bugün resmi sözleşmeyi imzalaması bekleniyor.

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Marko Panteliç'ten kesitler

Yunanistan temsilcisi Olympiakos forması giyen Sırbistanlı Marko Panteliç'ten güzel goller.


18 Ağustos 2011 Perşembe

ARTİSTSİN JOSE!


Fotogol İddaa Genel Yayın Yönetmeni
Emre BAYRAKTAR
http://twitter.com/#!/emrebayraktar_





Söz konusu futbol olduğunda, “ukalalık” akla çok isim gelir elbette ama son yıllarda hiç kimse Mourinho’dan ukala olamadı şu yeşil sahalarda!

- Wenger için “çocuk bakıcısı”
- Messi için “Bu çocuk artistliği iyi öğrenmiş”
- Portekiz’de iken “Normal şartlarda şampiyon Porto olacak, anormal şartlarda da şampiyon Porto olacak.”
- Basın toplantısında “Küstahlığımı bağışlayın ama ben özel biriyim!”

Ve daha aklıma gelmeyen bir çok küstah, ukala ve aşağılayıcı kelimeler…
Mourinho adı üzerine kitap yazıldı, Mourinho dünyanın en iyi teknik direktörü belki ama tıpkı Messi’ye dedikleri geliyor aklıma…

“Kusura bakma Jose ama artistliği iyi öğrenmişsin”

Çarşamba gecesi oynanan İspanya Kral Kupası maçında da Messi’ye öyle bir hareket  yaptı ki hiç şaşırmadım desem yeridir!
Top Real kulübesinin oradan taca çıktığında Messi’de o an Jose’nin önündeydi ve Jose, Messi geldiğinde “kötü kokuyorsun”  tarzında bir hareket yaptı!
Maç o esnada 2-1’di ki(Messi de gol atmıştı!)
O hareketi yaparken hazmedemediği o gol müydü acaba?
Veya Barcelona karşısında yaşadığı çaresizlik mi?
Her ne olursa olsun Mourinho benim için ve futbolu seven birçok kişi için aslında kocaman bir hiçtir!
Dünyanın en iyisi olduğunu, özel birisi olduğunu söyleyen bir teknik direktörün sahanın içinde rakip oyunculara yaptığı hareketlere bakın!
Mourinho’nun olayları, KÜSTAHLIKLARI ve UKALALIKLARI saymakla bitmez ama ben kısa keseceğim…

Benim futbol anlayışımda Real Madrid’i sevmek için bir sebep yok!
Maçın son dakikasında Marcelo, Fabregas’a tekme tokat dalıyorsa, bütün maç boyunca (hatta genelde birçok maçta) Pepe bir kasap gibi sahada dolanıyorsa, kenarda Jose adındaki ukala, teknik direktörlük değil, provakatörlük yapıyorsa eğer benim Real Madrid’i sevmem için sebebim olamaz!
Futbolu seviyorum diyen de Real Madrid’i sevmez…
En azından Mourinho, Ronaldo ve Pepe bu takımdan gidene kadar…
Şimdi Jose ve Cristiano sempatizanları kulaklarımı çınlatıyordur ama iyi düşünün…

Mourinho- Guardiola
Ronaldo- Messi
Pepe-Xavi

Sadece altı ismin karşılaştırması bu…
İyi bakın…
Şimdi iki soru…
Hangi taraf gerçekten futbolu seviyor?
Hangi taraf gerçekten futbolun güzelliğine sadık kalıyor?
Peki Real Madrid sempatizanları neyi seviyor?
Cevap?
Futbolu mu?
Hiç sanmıyorum…

PS: Jose Mourinho’nun, Messi’ye yaptığı hareketi merak edenler aşağıdaki linkten izleyebilir.